Uzmanların ve sektör liderlerinin açıklamalarına göre Türkiye’deki bilişim şirketleri yapılanması donanım ürünleri pazarlaması ağırlıklı, %70 civarında donanım ve %30 civarında yazılım ve hizmet sektörü bulunuyor. Türkiyede bilgisayar üretimi bulunmadığına göre, %70 oranın donanım ithali ve iç piyasaya pazarlama olarak düşünebiliriz. Oysa ki gelişmiş ülkelerde bu durum tam tersi olarak görülüyor. Yani %70 civarında bir yazılım hizmet sektörü mevcut.

Şimdi bu ne demek oluyor sorusunu sorabilirsiniz. Hemen açıklayalım. Bilişim yatırımlarındaki temel amaç hız ve verimlilik gibi bilgisayarların işlem gücünden yararlanarak işleri daha kolay ve doğru biçimde yapmak olarak basitçe özetleyebiliriz. İşlerin daha kolay ve basit biçimde yapılabilmesi için yazılımlara ihtiyaç vardır. Örneğin bir muhasebe uygulaması gibi. Ancak yukarıda bahsettiğimiz dengenin donanıma yönelik olması, yazılımın yeterli gelir ve pazarı oluşturamaması şirketlerin bilişim yatırımlarından da yeterli faydayı sağlamasında büyük bir engeli dolaylı olarak oluşturuyor diyebiliriz.

Bir başka örneği de internet alanından verelim. Şirketler, web sitesie-mail hizmetleri gibi internetin pek çok nimetinden yararlanmak istiyorlar ve bu amaçla bilişim yatırımlarına yöneliyorlar. En çok rastladığım durum, şirketin mail hizmetini yerel bir sunucuda tutmak istemesi ve bunun için inanılmaz yatırımlara gitmesi oluyor. Yazılımları saymasak bile teknik cihazlar, sunucu yatırımları bile esaslı rakamları buluyor. Binlerce dolarlık yatırımla 100-500 kullanıcı email servisini oluşturuyorlar. Yıllık maliyetleri bile önemli rakamlar tutan bu yatırımlar için Amerika başta olmak üzere Avrupa ülkelerinde DataCenter olarak adlandırılan büyük veri merkezleri bulunuyor. Bu merkezler orta ölçekli bir fabrika büyüklüğünden başlıyor ve milyon dolarlar harcanarak kurulan şirketler her türlü güvenlik önlemlerini alarak kurumsal müşterilerine düşük maliyetle sunucu kiralıyorlar. Colocation olarak adlandırılan bu hizmetlerin maliyetleri lokal sunucu kurmaktan bazen 50 kat daha ucuz olabiliyor !

Örnekleri çoğaltmak mümkün. Öte yandan donanım satın almanın nedenlerinden, performans başta olmak üzere pek çok neden sayılabilir. Yukarıda saydığım donanım ağırlıklı yatırımları yapan şirketlerin yazılım yatırımlarına geldiğinde tam tersi davrandıklarını görüyoruz. Yazılımlarla şirket zekasını geliştirmeyi seçmek yerine birkaç senede güncelliğini yitiren donanım yatırımlarıyla kaynak israfı ve daha önemlisi hedefe ulaşmayan hatalı yatırımlar yapılıyor.

Şirketler nasıl doğru bilişim yatırımı yapmalı ?

En başta bahsettiğim gibi Türkiye’de bilişim sektörü malesef donanım pazarlaması ağırlıklı. Bu nedenle şirketlerin kapısını hergün donanım ürünleri kampanyaları çalıyor. Yazılım veya eğitim alanında yeterli düzeyde bilinç oluşturulamadığı için yatırımlar ister istemez donanıma kayıyor.

Öncelikle üretim yapan, pazarlama yapan, muhasebe, personel, online müşteri hizmetleri ve daha pek çok alanda bilgisayar kullanımının yazılımlarla desteklenerek kurumsal kaynak planlama yazılımlarının (ERP) oluşturulması, kişilerden bağımsız kurumsal yapının kurulmasında en büyük rolü oynayacaktır. Müşteri ilişkilerini internet üzerinden canlı interaktif olarak yaparak, yeni çıkan ürünler hakkında müşteri görüşlerini anında almak da mümkündür. Buradaki en önemli sorun bu tür çözümlerin doğru seçilmesi, iyi analiz edilmesi ve ona göre yazılım satın alınması gerekliliğidir.

Türkiye eğer dünyaya kendi markalarıyla pazarlama yapmak istiyorsa, uluslararası arenada Türk şirketleri rekabet etmek istiyorsa yazılımlardan maksimum yararlanmak zorundadır. Yazılım üretiminin %30’ların altında olduğu bir ülkede şirketler dünya rekabetinde en büyük destekten yoksun demektir. Şirketlerin üretimlerini daha hızlı ve verimli yapmaları, dünya pazarlarına ürün satışında e-ticaret uygulamaları kullanmaları lüks olmaktan çok zorunluluktur.